1 saat önce
Çağlayan Erdal, ruhsal hastalıklarla mücadele eden bireylerin yalnızca tıbbi tedaviye değil, aynı zamanda sosyal desteğe, anlaşılmaya ve toplumsal yaşama katılmaya da ihtiyaç duyduğunu belirtti.
“HAYATA TUTUNMANIN ADRESİ”
Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin yalnızca bir sağlık kurumu olmadığını ifade eden Erdal, bu merkezlerin bireylerin yaşam kalitesini artıran, sosyal hayata katılımlarını destekleyen ve ailelere rehberlik eden önemli kuruluşlar olduğunu kaydetti.
İyileşmenin yalnızca hastalık belirtilerinin azalmasından ibaret olmadığını belirten Erdal, bireylerin yeniden sosyal ilişkiler kurabilmesinin, kendilerini değerli hissetmesinin ve bağımsız bir yaşam sürdürebilmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.
AİLELER DE DESTEKLENMELİ
Ruhsal hastalıkların yalnızca bireyleri değil, ailelerini de etkilediğine dikkat çeken Erdal, ailelerin bilgi eksikliği, ekonomik güçlükler, toplumsal önyargılar ve duygusal yorgunlukla mücadele ettiğini ifade etti.
Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin hem hastalara hem de ailelerine destek sunduğunu belirten Erdal, bu hizmetlerin kesintisiz devam etmesinin önemine işaret etti.
“HİZMETLERDE KESİNTİ YAŞANMAMALI”
Merkezlerde tadilat, idari düzenleme veya yeniden yapılandırma gibi süreçler gündeme geldiğinde önceliğin hizmet alan bireylerin mağduriyet yaşamaması olması gerektiğini kaydeden Erdal, zorunlu düzenlemelerde alternatif hizmetlerin oluşturulması, hastaların ve ailelerinin bilgilendirilmesi ve tedavi süreçlerinin kesintiye uğramamasının önemini vurguladı.
Erdal, “Sağlık hizmetlerinde alınan kararların merkezinde binalar, makamlar veya bürokratik işlemler değil, insan hayatı ve insan hakları bulunmalıdır” mesajını verdi.
TOPLUMSAL ÖNYARGILARLA MÜCADELE ÇAĞRISI
Ruhsal hastalık yaşayan bireylerin damgalanmasının ve dışlanmasının toplumsal yaşama katılımlarını zorlaştırdığını belirten Erdal, kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düştüğünü ifade etti.
Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin insan kaynağı ve fiziksel imkânlarının güçlendirilmesi, psikososyal rehabilitasyon çalışmalarının artırılması ve engellilik alanındaki farkındalığın geliştirilmesi gerektiğini belirten Erdal, kurumlar arasında iş birliğinin önemine dikkat çekti.
“RUH SAĞLIĞI HİZMETLERİ BİR LÜTUF DEĞİL”
Çağlayan Erdal, açıklamasında ruh sağlığı hizmetlerinin bir ayrıcalık değil, temel bir insani sorumluluk olduğunu vurgulayarak şu mesajı verdi: “Hiçbir bireyin ruhsal hastalığı nedeniyle yalnız bırakılmadığı, hiçbir ailenin çaresizlik içinde kendi kaderine terk edilmediği ve herkesin insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebildiği bir toplum için çalışmalıyız. Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri, insanların yeniden hayata tutunmasına ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesine katkı sağlayan önemli yapılardır. Bu merkezleri korumak ve geliştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.”