1 saat önce
“Gitmesek de, gelmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüz…”
Bu dizeleri ne zaman duysam aklıma Gaziantepspor’un o unutulmaz yılları gelir. Çünkü bizim için Gaziantepspor sadece bir futbol takımı değildi. Bu şehrin ortak heyecanı, ortak sevinci, ortak hüznüydü.
Yıllarca iç saha maçlarını da, deplasmanları da, sezon öncesi kamplarını da, hazırlık maçlarını da yakından takip ettik. Takımın attığı her adımı bilir, bunu da anında Gaziantep halkıyla paylaşırdık. Çünkü insanlar merak ederdi. Takımını görmek, tanımak, yeni transferleri izlemek isterdi.
Rahmetle değil, sağlık ve uzun ömür dilekleriyle anıyorum; Celal Doğan başkanın kulübü yönettiği yıllarda Gaziantepspor adeta bir sevdaydı. Avrupa kupası maçlarına, yurt dışı kamplarına, hazırlık dönemlerine basını götürmeden yola çıkmazdı. “Siz bu takımı anlatacaksınız. İnsanlar heyecanlanacak ki sezon başladığında tribünler dolsun” derdi.
Ne kadar da haklıymış…
Biz kamptan haber geçerdik, taraftar yeni transferi daha ilk antrenmanda tanırdı. Hazırlık maçlarını konuşurdu. Şehirde futbolun heyecanı haftalar öncesinden başlardı.
Sonrasında İbrahim Kızıl döneminde de bu anlayış büyük ölçüde devam etti. Adil Konukoğlu başkanlığında da kulüple şehir arasındaki bağ koparılmadı.
Ama bugün…
Gaziantep FK’nın Sırbistan kampı devam ediyor. Takım nasıl çalışıyor, yeni transferler nasıl performans gösteriyor, teknik heyetin planı ne? Bunları maalesef sadece medya sorumlusunun paylaştığı birkaç fotoğraf ve birkaç satırlık bilgilendirmeden takip edebiliyoruz.
Elbette emek veriliyor. Elbette çalışmalar sürüyor.
Ancak futbol sadece sahada oynanan bir oyun değildir.
Futbol aynı zamanda heyecanı yaşatabilme sanatıdır.
Bugün “Taraftar neden kombine almıyor?”, “Neden tribünler dolmuyor?”, “Neden insanlar eskisi kadar ilgilenmiyor?” diye soruyoruz.
Cevabı sadece ekonomik şartlarda aramak doğru olmaz.
İnsan önce takımına yakın hissetmek ister.
Takımının nefesini duymak ister.
Yeni transferini görmek, hazırlık maçını izlemek, kamp havasını yaşamak ister.
Kendisini o hikâyenin bir parçası olarak görmek ister.
Memik Yılmaz’a haksızlık etmek istemem. Allah var; belki de son yıllarda bu kulüp için en büyük fedakârlığı yapan isimlerden biri oldu. Enkaz halinde devraldığı kulübü dört yıldır ayakta tutmaya çalışıyor. Maddi manevi büyük mücadele verdi. Sağlığından oldu. Birkaç yönetici arkadaşıyla birlikte gecesini gündüzüne kattı.
Bunun hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak kulübü yaşatmak kadar, şehirle yeniden buluşturmak da önemli.
Çünkü futbol birliktelik oyunudur.
Çünkü futbol heyecan oyunudur.
Çünkü insanlar kendilerini ait hissettikleri takımı daha çok sahiplenir.
Bugün Gaziantep FK Sırbistan’da yeni sezona hazırlanıyor. İnşallah çok iyi bir kamp geçirir, güçlü bir takım olarak lige döner.
Ama acı olan şu…
Biz bu takımın gerçek yüzünü hazırlık maçlarında değil, ligin ilk haftasında Alanyaspor karşısında göreceğiz.
O güne kadar sadece bekleyeceğiz.
Eskiden kilometrelerce uzaktaki kamplarda bile takımımıza bu kadar yakındık.
Şimdi ise takımımız bize hiç olmadığı kadar yakınken, sanki kilometrelerce uzakta…
Ne ara bu kadar uzaklaştık?
İşte asıl cevap bekleyen soru da bu…
Ve şunuda eklemek istiyorum. Başka Gaziantep ve başka Gaziantep FK yok. Bu şehirde yaşayan herkese sesleniyorum. Bir bilet alarak takımımıza destek olalım. Memik başkanın sanayicileri ziyareti harika. Dilerim meyvesini verir. Ama taraftarımızın da her şeye rağmen takımının yanında olmalı.